Perşembe, Temmuz 03, 2008

Annemin gözüyle ben

İngiltere ve Fransa arasında Manş Denizi diye bilinen soğuk denizi 1979 yılında 15 saat 47 dakika boyunca yüzerek geçen ilk ve tek Türk kızı olan annem Nesrin Olgun Arslan'ın benim için yazdığı referans mektubunu paylaşmak istedim.

Oğlumun büyüyeceği ve üniversiteden mezun olacağı ne kadar uzaktı. 8 aylık doğup 2 kilo 200 gram doğduğunda çok korkmuştum nasıl büyüteceğim diye. Ama o, o andan itibaren hayata öyle bir asıldı ki. Tüm eğitim yaşantısında hep başarılı ve gurur veren bir çocuk oldu benim için. İş yaşamında eğitimin yanında donanımında önemli olduğunu bilen bir anne olarak ona aynı zamanda bir yaşam koçu olarak da yol göstermeye çalıştım. Öncelikle spor yapmalı ve paylaşmayı, takım ruhunun ne olduğunu öğrenmeliydi.10 yaşında Çanakkale Boğazını yüzerek geçen en minik yüzücü oldu ve mücadeleyi öğrendi. Denizanalarının arasında, buz gibi bir suda, akıntılarla boğuşurken emindim yaşamda da pes etmeyeceğinden. Sonra tenis oynamaya başladı. 3 kez Türkiye Şampiyonasında çift erkeklerde yarı final maçı oynayıp yenildiğinde takım arkadaşının basit hatalarıyla rahat alabilecekleri bir maçı vermelerinde başarmak için sadece kendisinin iyi olmasının yetmediğini de öğrenmişti. Orta okulda İngilizce hazırlık okuyup, lisede yüksek puanına rağmen Almanca Anadolu’da okuması ve Erasmus programı ile ülke seçerken İtalya, planın bir parçasıydı. 22 yaşında İngilizce ve İtalyancaya hakim, Almancayı da orta seviyede bilen, sportmen, yakışıklı, karizmatik, son derece zeki, saygılı olması bir anne için ne büyük bir mutluluktur. Kendimle ve oğlumla gurur duyuyorum.